Netinkurdu
http://img137.imageshack.us/img137/3183/66475087.png

Sitemize Kayıt Olmanız 2 Dk'nızı Almaz! Lütfen Sitemize Kayıt Olun ve Üye Olmanın Faydalarından Sizde Yararlanın!

http://img15.imageshack.us/img15/1956/girisjk.png http://img62.imageshack.us/img62/7130/kayitg.png
Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
Öğretici Konular Ara...
Sorularınızın Cevaplarını daha kolay bulabilmek için bu arama yerini kullanabilirsiniz !



Görünüm olarak :



Istatistikler
Toplam 27 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: thunders61

Kullanıcılarımız toplam 345 mesaj attılar bunda 264 konu
En son konular
»  Çanakkale Zaferi
Perş. Ara. 13, 2012 5:27 pm tarafından Leonidas*

» Cumhuriyet'in İlanı
Perş. Ara. 13, 2012 5:26 pm tarafından Leonidas*

» Dünyada İlk Kurulan 100 İnternet Sitesi
Perş. Ara. 13, 2012 5:09 pm tarafından Leonidas*

» Need For Speed Underground 2 Full
Perş. Ara. 13, 2012 5:08 pm tarafından repci869

» Google Kadar İyi Arama Motorları
Perş. Ara. 13, 2012 5:08 pm tarafından Leonidas*

» Test Drive Unlimited 2 Full
Perş. Ara. 13, 2012 5:06 pm tarafından repci869

» 2011′de Google’da En Çok Aranan Kelimeler..
Perş. Ara. 13, 2012 5:06 pm tarafından Leonidas*

» Counter Strike v1.8 Full
Perş. Ara. 13, 2012 5:05 pm tarafından repci869

» Bor'la Çalışan Araba Üretildi
Perş. Ara. 13, 2012 5:05 pm tarafından Leonidas*

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 98 kişi Salı Ağus. 01, 2017 11:31 am tarihinde online oldu.
Haftanın en aktif yollayıcıları


İstanbul Üniversitesi Tanıtımı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

İstanbul Üniversitesi Tanıtımı

Mesaj tarafından Leonidas* Bir C.tesi Mayıs 12, 2012 4:24 am

TARİHÇE




Bizans ve Osmanlı geleneklerinin birlikte incelenebileceği görüşünde
olan Alman hukuk tarihçisi Richard Honig, İstanbul Üniversitesi
tarihinin 1 Mart 1321'e kadar uzandığını ifade etmektedir. Bugünkü
Merkez Bina'nın bulunduğu tepede kurulan, Roma üniversiteleriyle eşdeğer
olan, tıp, hukuk, felsefe ve edebiyat fakültelerinden oluşan bu
üniversite, aslında İstanbul'da üniversite eğitiminin başlangıcı
sayılmaktadır.


Türk araştırmacılar ise İstanbul Üniversitesi'nin köklerini 1453'e
sürmektedir. Gerçekten, fetihin ertesi günü 30 Mayıs 1453'te Ayasofya ve
Zeyrek'te yapılan bilimsel toplantılar, Türk-Osmanlı bilim yaşamının
ilk günü ve takiben bir külliyenin kurulmasının başlangıcı kabul
edilmektedir. Nitekim, Sıddık Sami Onar, "Türklerin İstanbul'da bir
üniversite bulamadıklarına ve kendi uygarlıklarını yerleştirdikleri bu
kentte kendi tarzlarında kurdukları" üniversite eğitimine dikkatleri
çekmektedir. Yine, Cemil Bilsel, tıp, hukuk, fen ve edebiyat
fakültelerinin ve İstanbul Üniversitesi'nin ilk başlangıç noktasının
1470 yılında kurulan Fatih Külliyesi olduğunu vurgulamaktadır. Bu arada,
Sovyet tıp bilgini Danişefski, Dünya'nın en eski tıp fakültesinin
İstanbul'da olduğunu belirtmektedir.


Yükselme ve genişleme dönemlerinde kurulan Beyazıt, Yavuz ve Kanuni
Süleyman Medreseleri dönemlerinin hukuk, edebiyat, ilahiyat ve tabii
bilimler okutulan birer görkemli üniversiteleri sayılırlarken; duraklama
ve gerileme dönemlerinde, gözlem ve deneyi reddeden, akılcı ve bilimsel
özellik ve güçlerini yitirmiş, imparatorluğun kaderini paylaşarak
benzer süreci yaşamışlardır.



Islahat ve Tanzimat'ın batılılaşma hareketi eğitim kurumlarına da
yansımış, bilgisizlik her alanda yenilmişliğin sebebi olarak ortaya
konmuş ve "ilerleme ancak ilim ile gerçekleşebilir" ilkesiyle 23 Temmuz
1846'da Darülfünun kurulması fermanı "laik yüksekokulların başlangıcı"
olarak kabul edilmektedir.


Cemil Bilsel, I. Darülfünun'da 31 ilkkânun (Aralık) 1863 günü verilen
ilk deneysel fizik dersini İstanbul Üniversitesi'nin yeniden kurulması
olarak değerlendirmektedir.



Ne yazık ki, öğrencinin devamsızlığı ve ilgisizliği nedeniyle ilk denemelerden sonuç alınamamıştır.



20 Şubat 1870'de, bu kez "Darülfünun-u Osmani" adıyla modern ilim
anlayışına ve düzeyine ulaşmak beklentisi içinde üniversite ikinci kez
açılmıştır. Ancak, öğretim kadrosunun ve kitap yetersizliğinin yanı sıra
verilen bir konferanstan duyulan hoşnutsuzluk, 1872'de bu girişimin
sonu olmuştur. Cemil Bilsel'in araştırmalarına göre kapanış sebebi
"bilgisizlik ve taassuptur; batılılaşma hareketine tahammülsüzlüktür."



Üçüncü evre, 1874'de Galatasaray binasında edebiyat, hukuk ve fen
bölümlerinden oluşan Darülfünun-u Sultani'nin açılmasıyla başlamıştır.
Derslerin Türkçe ve Fransızca okutulduğu bu kurum hakkında 1881'den
sonra resmi kayıtlarda hiçbir belge ve bilgiye rastlanmamaktadır. Ancak,
üç dönem mezun verdikten sonra 20 yıl süreyle ortadan kalktığı
bilinmektedir.



II. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. yılında, 1 Eylül 1900'de din,
matematik ve edebiyat bölümlerinden oluşan IV. Darülfünun, Darülfünun-u
Şahane (İmparatorluk Üniversitesi) adıyla açılmıştır. Ancak, hiçbir
konuda özerkliği olmayan, istibdat yönetiminin sıkı denetimi altında
oluşturulmuş, bilimsellikten uzak bir eğitim kurumu olarak
tanımlanmaktadır.


Nihayet, Meşrutiyet'in ilanından sonra hukuk, tıp, fen, edebiyat ve
ilahiyat bölümlerinden oluşan İstanbul Darülfünun'u 20 Nisan 1912
tarihli bir kararla kuruldu. 1919 yılında yeni bir düzenlemeyle ilmi ve
kısmen yönetimsel özerkliğe kavuştu.


Her ne kadar, bu dönemi araştıran Osman Nuri Ergin, V. Darülfünun'un
kuruluşunu bilimsel düzeyi, örgütlenme biçimi ve kadro yetersizlikleri
nedeniyle tamamen şekli bulmakta ise de, Modern Türkiye'nin Doğuşu
yapıtında Bernard Lewis "İstanbul Darülfünun'unu, kültür tarihi
açısından tüm Doğu alemi için önemli bir aşama" saymaktadır.



Cumhuriyet öncesi bu dönemin ilgi çekici olaylarından biri "lise
tahsilini bitirmiş olan kız çocuklarına tahsilden mahrum kalmamaları
için Darülfünun dahilinde 'kızlara serbest dersler' adı altında
derslerin verilmesiydi" saptamasını yapan A. R. Başaran, "bir müddet
sonra Zeynep Hanım Konağı'nda edebiyat, matematik ve tabii ilimler
tahsil etmek için müstakil sınıflar tesis edildiğini" de aktarmaktadır .
"Hukuk ve Tıp okullarına kız öğrencilerin kayıt olmalarına o tarihte
müsaade olunmamıştır. Kızların erkeklerle aynı dershanede veya aynı
binada okumaları o zamana göre hoş görülmemiş; kızların sınıfları
Cağaloğlu'nda bir binaya taşınmıştır. Cumhuriyet ilanından sonra
erkeklerle beraber Darülfünun'un derslerine devamlarına müsaade edilmiş,
tıp ve hukuk fakültelerine de kızlarımız kayıt olmuştur" demektedir.



Yine bu dönemin önemli olaylarından biri de, 1915-18 döneminde halen
medrese ruhunu taşıyan Darülfünun'un değişik bölümlerine yabancı bilim
adamlarının çağrılmasıdır. İttihatçıların girişimiyle gerçekleştirilen
bu atılım Widmann'a göre "bir bütün olarak bakıldığında başarılı
olmamış, kaybedilen savaştan sonra Üniversite, ancak Cumhuriyet devrinde
kurtulabileceği bir bunalıma girmiştir."



Akla ve bilime dayalı bir "kuruluşu" amaçlayan Genç Türkiye Cumhuriyeti
ise "kurtuluşu" izleyen dönemde 21 Nisan 1924 tarihli ve 493 sayılı
Kanun'la İstanbul Darülfünu'nun tüzel kişiliğini tanımış ve 7 Ekim
1925'de kurumun bilimsel ve yönetsel özerkliğini kabul etmiş, medreseler
"fakülte" statüsüne kavuşturulmuştur. Darülfünun'un ülkenin bilim
merkezi olmasını ve genç kuşakları Batı üniversiteleri düzeyinde
yetiştirmesini bekleyen Cumhuriyet, verdiği özerkliğin yanı sıra
Darülfünun'un bütçesini de ayırıp arttırmıştır. Çağdaş bilimselliğe
ulaşma arayışları çerçevesinde 1924-26 döneminde yabancı hocaların bir
kez daha İstanbul'a çağrılmaları da bu anlayışın bir ifadesi olmaktadır.




Ancak, 4 Mart 1924 tarihli yasayla öğretimi birleştiren, sivilleştiren
Cumhuriyet hükümeti, Cemil Bilsel'in açıklamalarına göre, daha önce
bağnazlık ve bilimsel eksiklik nedeniyle birkaç kez kapanan Darülfünun'u
bu kez "politik endişelerle değil, bilime verdiği üstün önem
nedeniyle;" Ernest Hirsch'in yorumuna göre ise "... ülkenin geçirmekte
olduğu köktenci politik ve toplumsal değişiklik ve dalgalanmalara karşı
duyarsızlığı, suskunluğu ve hatta bir Ortaçağ izolasyonuyla dış dünyaya
tamamen kapanmış olması" endişesiyle köklü bir değişim kararlılığını
açıklayarak kapatmıştır. Kuşkusuz, bunca yıllık hayatının sonunda
Darülfünun, içinde bu değişimi yüreklilikle destekleyen "Türk
profesörlerinin intihar kulübü" (P.Schwartz'ın yayınlanmış anılarından
zikreden Widmann) olarak varlığını gösteriyordu. 1924-26 döneminde
yabancı hocalar bir kez daha İstanbul'a çağrıldılar. Politik otoritenin,
toplumun ve her şeye rağmen Darülfünun'un köklü değişim arayışı,
İsviçreli pedagoji profesörü Albert Malche'ın 1932 yılı başında bir
reform önerisi hazırlamak üzere çağrılmasıyla sonuçlandı. 29 Mayıs
1932'de hükümete sunulan rapor esas alınarak 1933'de çıkarılan 2252
sayılı yasayla TBMM, Darülfünun'u ve ona bağlı bütün kurumları kadro ve
örgütüyle lağvedip Milli Eğitim Bakanlığı'nın İstanbul'da yeni bir
üniversite kurmasını kabul etti. İstanbul Üniversitesi, 1 Ağustos
1933'de yeni bir kadro ve yapıyla açıldı. Cumhuriyet 10. yılını
kutlarken 18 Kasım 1933'de İstanbul Üniversitesi "ilk ve tek" üniversite
olarak eğitime başladı.



Aykut Kazancıgil'e göre 1933 Reformu, "1924'te başlayan '****** Kültür
Hareketi'nin önemli bir parçası ve devamlılığının simgesidir."


Widmann'ın yorumuna göre daha önce kendisine 19 Eylül 1926'de fahri
müderrislik payesini veren Darülfünun'u ilk kez 1930'da, ve ikinci kez
1933'te ziyaret eden ****** için İstanbul Üniversitesi projesi büyük
önem taşımakta ve bu batılılaşma arayışının etkin bir aracı olarak
görülmektedir.


Bugünkü anlamıyla kurulan İstanbul Üniversitesi'nin açılış konuşmasında
Reşit Galip "...artık üniversitenin tarafsız bir seyirci gibi kalan,
...yalnız ders okutan, bilimsel araştırmalara yer vermeyen, " bir kurum
olmak yerine "...en esaslı vasfı milliliği ve inkılapçılığıdır." diyerek
bilimin ve üniversitenin toplum hayatındaki yaşamsal işlevini öne
çıkarıyordu.


İlginç bir kader, Dünya'nın savaş konjonktürü, özellikle Alman ve
Avusturyalı, Fransız, İtalyan ve Macar bilim adamlarının entelektüel göç
ve ilticasını başlattı. Yabancı hocaların Türk akademik çevreleriyle
bir kez daha oluşturduğu renklilik, Batı alemiyle beraberliğin verdiği
fikri ve bilimsel ivme, ürünlerini eğitim sistemi, genç akademik
kadroların oluşup yetişmesi, kurumlaşma, bilimsel yöntem ve araştırmanın
yerleşmesi gibi gayet olumlu bir geniş yelpazede ortaya koydu.


Kuruluşun mimarları olan öğretim kadrosu 29 Mayıs 1934 tarihli 2467
sayılı Teşkilat Yasası ile üç kaynaktan gelmişti: İlki, lağvedilen
Darülfünun'dan gelenler; ikincisi, Cumhuriyet döneminde Batı'da eğitim
görmüş, bilimsel yeterliliğe sahip olanlar ve üçüncüsü, yabancı hocalar.



Batılı araştırmacılar için "fikir ve bilim, kısaca beyin kaybı" olarak
nitelendirilen bu göç ve iltica genç Cumhuriyet'in bilimsel kurumlarının
doğup serpilmesinde, sadece İstanbul Üniversitesi'nin değil kurulmakta
olan yeni üniversite ve eğitim kurumları için de maliyeti çok düşük ama
etkisi çok büyük, kalıcı ve tarihi bir fırsat olmuştur.


Sıddık Sami Onar'a göre "akademik mesleğin tabanını hazırlamayı"
amaçlayan 1933 Reformu yönetimsel özerklik ilkesine karşın "hala rektörü
Milli Eğitim Bakanlığınca tayin edilen, gönderdiği dekanlar yine Milli
Eğitim Bakanı tarafından atanan, fakat üniversite işlerinde bir dereceye
kadar yetki genişliğine sahip yöneticiler" sistemine dayanıyordu.
Döneme ilişkin belgeler daha önce Darülfünun ve Zeynep Hanım Konağı'nın
28 Şubat 1942'de ve daha sonra Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı
binasının 1946'da yanmasıyla kaybolmuş, yok olmuştur.


İstanbul Üniversitesi'nin bu yasal sistemi 1946'ya kadar sürerken
akademik mesleğin tabanı ortaya çıkmıştı. 13 Haziran 1946'da 4936 sayılı
yasayla artık Türk üniversitelerine ve onları oluşturan fakültelere
bilimsel ve yönetimsel özerklik tanınmış ve bu kurumlara "hizmet
yerinden yönetim" yapısı kazandırılmıştır. Bu önemli değişikliğin
gerekçesi "fakülte ve üniversitelerin diğer devlet kuruluşlarına
benzemeyen bir yapıda olmaları ve bu sebeple yöneticilerin ayrı bir
görgü ve uzmanlığa ihtiyaç göstermesi, bu fakülte ve üniversitelerin
diğer yönetim teşkilatı dışında özerklikleri ve yasal kişilikleri olan
ve Milli Eğitim Bakanı'na doğrudan bağlı bulunan, ayrı bir bütçeye sahip
olmaları" şeklinde gösterilmiştir.



Bu yasa, Onar'a göre, "Türk Üniversiteleri'nin kuruluşu ve işleyişini,
akademik kariyer mensuplarının ilim, görev ve fikir istiklalini,
özgürlüğünü sağlam esaslara bağlamakla beraber daha ilk senelerde
ihlallere uğradı... ve kariyer mensupları fikir hürriyetleri tahdit
edilerek ... keyfi takdiri Bakanlık emrine alınmaya başlandı."



Bu tür ihlaller ve Kemal Oğuzman'a göre "Üniversitelerin özerklik
çerçevesinde iyi bir oto-kontrol sistemini işletememeleri ve üst derece
kadroların yetersizliği 27 Mayıs 1960'ın her alanda reform arzuları ile
birleşince" bir yandan 1961 Anayasası'nın 120.maddesinde üniversiteler
özerk kuruluşlar olarak yer alırken, 27.10.1960 tarihli 115 sayılı yasa,
1946 tarihli 4936 sayılı yasanın bazı maddelerini değiştirip yeni
maddeler eklemiştir. Bu yasayla Milli Eğitim Bakanlığı'nın Üniversite
üzerindeki yetkileri azalmış, fakülte kurullarına daha geniş katılım
sağlanmış ve kadro tıkanıklıklarını aşmak üzere yeni düzenlemeler
getirilmiştir. Kısaca yönetim, teşkilat, öğretim üyeliği ve yardımcılığı
konularında daha geniş özerklik koşullarında yeni esaslar konmuştur.



Yapılan değişikliklerin bir kısmı İstanbul Üniversitesi'nde bazı
aksaklıkları düzeltip, daha uygun bir çalışma ortamı sağlamış ise de
toplumsal ve politik gelişmelerin gerek ülkede gerek üniversitelerin
idari özerkliğinin Anayasa güvencesinden yoksun bırakılması tehlikesi
ile karşı karşıya bırakmış; ancak, 20.9.1971 tarihli 1488 sayılı yasayla
Anayasa'da yapılan değişiklikte üniversite özerkliğine dokunulmamasında
İstanbul Üniversitesi'nin görüş ve tutumunun ciddi, tarihsel bir etkisi
olmuştur.



İstanbul Üniversitesi, 20.6.1973 tarihli 1750 sayılı Yeni Üniversiteler
Kanunu ile Cumhuriyetin 50. yıldönümünde yeni bir düzene girmiştir. 4936
sayılı yasayı tümden değiştiren bu yasayla iki yeni üst kuruluş, Yüksek
Öğretim Kurulu ve üniversite üyesi gereksinimini karşılama görevi bu
kez eski ve köklü üniversitelere getirilmiştir. Yasanın öngördüğü
gelişmekte olan üniversitelere öğretim üyesi yardımını İstanbul
Üniversitesi büyük ölçüde yerine getirmektedir.



Bugün İstanbul Üniversitesi 6.11.1981 tarihli 2547 sayılı yasa
hükümlerine tabi olarak çalışmakta; çağdaş, ilerici ve laik bir eğitim
kurumu olarak tarihsel, toplumsal ve bilimsel bir işlev sürdürmektedir.


İstanbul Üniversitesi'nin simgesi olan "yılanlı amblem" 1243 tarihli
Selçuklu Şifa Yurdu motiflerinden esinlenilerek Prof.Süheyl Ünver
tarafından yaratılmıştır.






TANITIM




"Yeni Çağda" Öncüydük,

"Bilgi Çağı"nda da Öncü Olacağız...


1453'te Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesiyle başlayan "Yeni
Çağ"ın bir diğer önemli olayı da, İstanbul Üniversitesi'nin geleceğe
uzanan temellerinin atılmasıdır. İstanbul Üniversitesi, Avrupa'da
kurulan ilk 10 üniversiteden biri olma özelliğini de gururla
taşımaktadır. Geçen yüzyıllar boyunca İstanbul Üniversitesi, çağının
ilerisinde pek çok değişim yaşamıştır; değişmeyen tek olgu ise, bilimsel
alandaki öncülüğüdür.


Cumhuriyet İlkelerinin ve Değerlerinin Koruyucusuyuz


Gücünü gençlerden alan İstanbul Üniversitesi, varoldukça Cumhuriyet
ilkelerini ve değerlerini temsil edecektir. İstanbul Üniversitesi,
halkın verdiği misyonla, ****** ilke ve devrimlerinin her dönemde ve
her koşulda yılmaz koruyucusu olacaktır. Cumhuriyetin değerlerini yıkmak
isteyenler, bütün öğretim kadrosu, idari personeli, mezunu ve
öğrencisiyle İstanbul Üniversitesi'ni karşısında bulacaktır.


Deneyimli Dev Bir Öğretim Kadrosuyla Eğitim Veriyoruz


İstanbul Üniversitesi'nde, şu anda 5000 öğretim üyesi ve öğretim
elemanı, öğrencilerimizin en nitelikli biçimde yetişmesi için büyük bir
özveriyle çalışmaktadır. Yaşadığımız bilgi çağında, özel sektörün
gereksinimi olan en önemli olgu, yetişmiş beyin gücüdür. İstanbul
Üniversitesi ve sektör işbirliği çerçevesinde gerçekleştirilen
çalışmalar, öğrencilere derslerle aktarılmaktadır. Böylece
öğrencilerimiz kuramsal bilginin yanı sıra uygulama aşamasını da öğretim
üyelerimizden doğrudan görmektedir.


Öğrencilerimiz karşılaştıkları sorunları öğretim üyelerimizle rahatlıkla
çözebilmektedir. İstanbul Üniversitesi'nin en önemli özelliklerinden
bir tanesi de, öğretim üyeleri ve öğrencilerin arasında kurulan sıcak
iletişim sayesinde karşılıklı bilgi ve deneyimlerin paylaşılmasıdır.



Eğitimimizle ve Bilimsel Çalışmalarımızla Ulusal ve Uluslararası Alanda Tanınıyoruz


Değerli öğretim üyelerimizin gerçekleştirdiği bilimsel araştırmalar,
kendi alanlarında yeni ufuklar açmakta, gelecekteki çalışmalara zemin
oluşturmaktadır. İstanbul Üniversitesi, ülkemizde yeni kurulan
üniversiteler ve kardeş Türk Cumhuriyetleri'nin üniversiteleri ile
kültürel ve bilimsel çalışma programları geliştirmekte de öncü bir
üniversitedir. Öğretim üyelerimizin uluslararası bilimsel çalışmaları
ile Türk bilim hayatı en iyi şekilde tanınmaktadır. Öğretim üyelerinin
ülke sorunları ile ilgili çalışmaları, Türkiye'nin geleceğini
yönlendirmede başvuru kaynağı olarak gösterilmektedir. Fakültelerimizin
uyguladığı programlar, dünyadaki diğer üniversitelerce kabul
edilmektedir. Öğrencilerimiz bilimsel çalışmalarını Avrupa ve/veya
Amerika'da herhangi bir üniversitede sürdürmek istediklerinde İstanbul
Üniversitesi diploması öğrencilerimize ayrıcalık tanınmasını
sağlamaktadır. ABD ve Avrupa'nın çeşitli üniversiteleri ile ikili
bilimsel sözleşmeler yapılmakta, çeşitli kurumlarla ortak çalışmalar ve
öğrenci değişimleri gerçekleştirilmektedir.







Aşağıdaki resim küçültülmüştür. Buraya tıklayarak büyütebilirsiniz. Resmin orijinal boyutları 800x600.







Türk Kültürünün Canlı Örneğiyiz




İstanbul Üniversitesi'nde, Edirne'den Hakkari'ye, Ardahan'dan Aydın'a
kadar ülkemizin her yöresinden gelen yaklaşık 55,000 öğrenci lisansüstü,
lisans ve ön lisans eğitimi görmektedir. Öğrencilerimiz kültürlerini,
geleneklerini üniversitemize taşımakta; farklı düşünce ve kültürler,
özgürlükçü bir ortamda paylaşılmaktadır. İstanbul Üniversitesi'nde
öğrenci olmak, farklı kültürleri tanımak açısından da büyük bir şanstır.


Mezunlarımıza Başarıyı Yakalayacak Tüm Olanakları Sunuyoruz



İş yaşamı, rekabetin yoğun olduğu çetin bir ortamdır. İstanbul
Üniversitesi'nin amacı, öğrencilerin gerçek potansiyelini ortaya
çıkartarak, karşılaştıkları sorunların üstesinden gelen ve yapıcı çözüm
önerileri üreten bireyler yetiştirmektir. Bu anlayış çerçevesinde
geliştirilen programlarda yetiştirilen öğrencilerimiz şu anda
Türkiye'nin önemli yerlerinde ve karar alma mekanizmalarında başarılı
görevler sürdürmektedir. Gelenekçi yaklaşımını evrensel bakış açısıyla
birleştiren mezunlarımız, Türkiye'nin geleceğinde de söz sahibidir.
Sağlık, Sosyal ve Fen Bilimleri alanlarında ulusal ve uluslararası
sayısız başarılı çalışmanın arkasında yer alan mezunlarımız,
üniversitemizin gururudur.



Üniversitede okumak yaşantınızda karşılaşacağınız en önemli dönüm
noktalarından bir tanesidir. Bu nedenle seçeceğiniz üniversitenin
geleceğinizi bire bir etkileyeceğini unutmayın! İstanbul Üniversitesi,
verdiği çağdaş, yenilikçi, ******çü düşünce ve saygılı eğitimi ve
sosyal-kültürel etkinlikleriyle, öğrencisi olmaktan gurur duyacağınız
Türkiye'nin sayılı Yükseköğretim kurumlarındandır.

"GELECEĞİNİZ İÇİN EN DOĞRU KARARI VERİN"


"GELİN SİZ DE İSTANBUL ÜNİVERSİTELİ OLMANIN AYRICALIĞINI BİZLERLE YAŞAYIN"


Bilimsel Araştırma Olanakları


Üniversitelerin kuruluş amacı, bilimsel araştırma yapmak, ülkesini
bilimsel çalışmalarla temsil etmek ve geleceğe taşımaktır. İstanbul
Üniversitesi de, bu anlayış çerçevesinde öğrencilerine derslerinde ve
bilimsel araştırmalarında yardımcı olacak tüm olanaklarını ortaya
koymaktadır. Özellikle kaynak taraması için üniversitemizde çok zengin
bir kütüphane bulunmaktadır. Zengin arşiviyle geçmişle bugünü, doğu ile
batıyı birleştiren üniversitemiz kütüphanesi, aynı zamanda Türkiye
Cumhuriyeti'nin de ilk kütüphanesidir. Kütüphanemiz sadece
öğrencilerimize değil, halka ve yurtdışından gelen yabancı
araştırmacılara da açıktır.


Kütüphanemiz küreselleşen dünya kültürünün önemli bir parçasıdır.
Varolan her bilim dalı, kültür, her dil ve yazının seçkin örneklerini
kütüphanemizde bulmak olasıdır. Kendi geçmişine ve geleceğine sahip
çıkarken, başka kültürün eserlerini yok etmemeye özen gösteren ulusal ve
uluslararası düzeyde çağdaş bir kütüphanedir.


Kütüphanemiz; üniversitemize bağlı tüm fakülte, yüksekokul, enstitü ve
araştırma merkezine yerli ve yabancı kitap, dergi, CD-ROM ve benzeri
yayınları satın alma işlemini de üstlenmiştir. Kütüphanemizin 820
kişilik çalışma alanı vardır. Öğrencilerimiz, derslerinin dışındaki
zamanlarını kütüphanemizde araştırmalarını yaparak geçirebilmektedir.


Ayrıca Beyazıt Kampüsü'müzde yer alan Nadir Eserler ve Müze
Kütüphanesi'nde Türkiye'de yayımlanan yazma ve eski harfli Türkçe basma
eser katalogları da yurtiçindeki ve yurtdışındaki araştırmalar için
vazgeçilmez bir kültür hazinesidir.


1994 yılından itibaren kütüphane bilgisayar teknolojisine geçmiş, tüm
yayınlar bilgisayara kaydedilmiştir. Öğrencilerimiz istediği yayınlara,
tarama yaparak ulaşabilmekte, araştırmalarını çok kısa bir süreçte
tamamlayabilmektedir.








Aşağıdaki resim küçültülmüştür. Buraya tıklayarak büyütebilirsiniz. Resmin orijinal boyutları 788x1181.








Sağlık Hizmetleri


İstanbul Üniversitesi öğrencileri, sağlık hizmetleri konusunda da diğer
üniversite öğrencilerine göre ayrıcalıklı durumdadır. Mediko-Sosyal
Birimi'miz tüm öğrencilerimize 1961 yılından itibaren eşit, çağdaş ve
nitelikli bir sağlık hizmeti sunmaktadır. Öğrencilerimizin ileri
tetkikleri ya da hastane tedavisi, ameliyatları gerektiğinde
üniversitemizin ülke çapındaki hastanelerinden olan İstanbul Tıp ve
Cerrahpaşa Tıp Fakülteleri hastanelerinde sağlık ekiplerimiz başarılı
sağlık hizmeti vermeğe çalışmaktadır.


Öğrenci Kültür Merkezi (ÖKM)


İstanbul Üniversiteli olmak sadece derslerdeki başarıya bağlı değildir.
Gerçek bir İstanbul Üniversiteli; sosyal, toplumuna duyarlı, kültür ve
sanat etkinliklerini yakından izleyen ve bunu yaşam biçimine dönüştürmüş
bir bireydir. Bu nedenle, çağdaş ve nitelikli bir eğitimin yanında
öğrencilerimizi sosyal ve kültürel açıdan da desteklemek amacıyla
öğrencilerimize çok geniş olanaklar sunmaktayız. Gençlerimizin öğretim
üyesi ve sanatçılarla kaynaşmasına; düşüncelerin sevgi, dayanışma,
kardeşlik duyguları çerçevesinde tartışılıp, bilgilerin derinleşerek
kullanılmasına, duygu ve düşünce alışverişinin yapılmasına özen
göstermekteyiz.


Fakülte bünyelerinde kurulan yaklaşık 100'ün üzerinde öğrenci
kulüplerinde öğrencilerimiz çalışmalarını sürdürebilecekleri gibi;
ÖKM'de de, ilgi duydukları alanlarda kulüplere katılabilmektedir.


Rektörlüğümüzün tüm olanaklarla desteklediği ÖKM, diğer üniversitelerde
benzeri görülmemiş bir öğrenci kurumudur. Merkezimizde bütün yıl
düzenlenen etkinliklerin sergilendiği sinema ve sergi salonları vardır.
Ayrıca güncel yayınları içeren zengin kitaplığımız da öğrencilerimize
hizmet vermektedir.


ÖKM'de görev alanlar ulusal ve uluslararası alanda her türlü şenlik,
bilimsel toplantı ve benzeri etkinliklerde gururla ve büyük bir
başarıyla İstanbul Üniversitesi'ni temsil etmektedir. Böylece hem kendi
ufuklarını ve vizyonlarını geliştirmekte, hem de Üniversitemizin
tanıtımına katkıda bulunmaktadır. İstanbul Üniversitesi,
öğrencilerimizin bu katılımlarıyla uluslararası alanda sesini sadece
bilimsel anlamda değil, kültürel anlamda da duyurma şansını elde
etmektedir.


Ayrıca her yıl İstanbul Üniversitesi'nin öğrenim yılı başında,
kulüplerimizin katılımıyla düzenlenen "Öğrenci Şenliği" ve kapsamlı bir
programda hazırlanan "İstanbul Üniversitesi Kültür Günleri," ÖKM'nin
artık gelenekselleşen çalışmaları arasındadır.


ÖKM bünyesinde, şu anda 13 kulüp vardır. Sinema, Tiyatro, Resim, Klasik
Türk Sanat Musikisi, Fotoğraf, Ebru, Müzik gibi sanatsal kulüplerimizin
yanında, Felsefe, Edebiyat, Halkbilim, Dil, Bilgisayar, Diplomasi ve
Sosyal Araştırmalar gibi daha toplumsal ve bilimsel kulüplerimiz
çalışmalarını yoğun bir biçimde sürdürmektedir.


Barınma


İstanbul dışından gelen öğrencilerimizin karşılaştığı en büyük
sorunlardan bir tanesi barınmadır. Özellikle üniversitenin ilk yılında
öğrenci ve ailesi için, İstanbul gibi metropol ve çok kalabalık bir
şehir, maddi ve manevi pek çok sorunu beraberinde getirmektedir.
Eğitimin sağlıklı koşullarda sürdürülmesinin, ancak öğrencilerimizin
kendilerini evlerindeki gibi rahat hissedebileceği koşulların
sağlanmasıyla mümkün olacağı inancındayız. Bu inanç ile hareket eden
üniversitemiz, 1998 yılının ağustos ayında Avcılar Yurdu'nu devir
alarak, öğrencilerimize sıcak bir ortam sunmak için tüm olanaklarını
kullanmaktadır.


Avcılar Yurdumuz, 1500 kişinin yararlandığı oldukça büyük bir yurttur.
Ayrıca, yine Avcılar Kampüsü içinde, Çağdaş Yaşamı Destekleme
Derneği'nin bağışlarıyla yaptırılan Mehmet Can Afacan Yurdu da, 1999
yılında öğrencilerin hizmetine girmiştir. Yurtlarımızda 24 saat sağlık
hizmeti verilmekte, olası bir soruna karşı 24 saat bir ambulans görev
yapmaktadır.


Yurdun Avcılar Kültür Merkezi'ne olan yakınlığından ötürü, buradaki tüm
kültür ve sanat etkinliklerinden de öğrencilerimiz yararlanmaktadır.


İstanbul Üniversitesi yönetimi, öğrencilerinin sosyal gelişimlerini her
zaman ön planda tuttuğundan öğrencilere, "Öğrenciler, bizim
çocuklarımızdır." projesi kapsamında çeşitli etkinlikler
geliştirmektedir. Öğrencilerle yurt yetkililerinin ortaklaşa düzenlediği
bu etkinlikler arasında, konferanslar, slayt gösterileri, çarşamba
sohbetleri yer almaktadır. Ayrıca, ileri dönemlerde İstanbul gezileri
düzenlenerek öğrencilerin okudukları ve yaşadıkları kenti, tarihi açıdan
tanımalarının sağlanması planlanmaktadır.
Bunların dışında Üniversitemize bağlı çeşitli kampüslerimizde yurtlarımız mevcuttur








Burs Olanakları


İstanbul Üniversitesi, başarılı öğrencilerinin yanında olan, onların
başarılarının devamı için maddi olanaklarını zorlayan bir yüksek öğretim
kurumudur.


İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, herhangi bir kamu kuruluşunda burs
almayan öğrencilerimize rektörlük bursu vermektedir. Bünyemizde çok
fazla sayıda burslu öğrenci vardır. Üniversitemize bağlı vakıflarda
öğrencilerimize burs sağlanmaktadır.


Üniversitemizi tercih ettiğiniz ve kazandığınız takdirde ilgili memur
arkadaşlarımızdan size uygun burslar hakkında ayrıntılı bilgi
alabilirsiniz.


Spor Etkinlikleri


Ulu Önder ******'ün dediği gibi, "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur"
anlayışıyla 1953 yılından beri öğrencilerimiz ve öğretim üyelerimizle,
Spor Birliği Kulübü çeşitli çalışmalarda bulunmaktadır. Spor Birliği
Kulübü, İstanbul Üniversitesi'nin fakültelerarası ve üniversiteler arası
her türlü sportif etkinliklerini düzenlemekte ve yönetmektedir.


İ.Ü. Spor Birliği Kulübü bünyesinde yer alan takımlar arasında;
bayan-erkek basketbol takımlarımızın, genç bayan basketbol takımı olarak
2002 ve 2003 yılı Türkiye şampiyonluğu bulunmaktadır. Erkek basketbol
takımımız 1. ligde mücadele etmektedir. Futbol takımımızın
"Üniversiteler Spor Oyunlarında" ikinciliği; bayan voleybol takımımızın
Türkiye dördüncülüğü vardır. Karate ve eskrim dalında Türkiye
üçüncülüğümüz, okçulukta ve kürekte Türkiye ikinciliğimiz bulunmaktadır.
Ayrıca, İ.Ü. Spor Birliği Kulübü'nün bünyesinde şu spor dallarında da
sporcularımız faaliyet göstermektedir: Tenis, judo, boks, satranç,
güreş, tekvando, yüzme, masa tenisi, hentbol ve atletizm.


Spor Kulübü'ne bağlı olarak, Avcılar, Cerrahpaşa, Çapa ve Beyazıt Kapalı
Spor Salonları , 6 halı saha, 6 basketbol sahası, voleybol ve futbol
sahaları ile 3 tenis kortu vardır.



FAKÜLTELER

İstanbul Tıp Fakültesi

Hukuk Fakültesi

Edebiyat Fakültesi

Fen Fakültesi

İktisat Fakültesi

Orman Fakültesi

Eczacılık Fakültesi

Dişhekimliği Fakültesi

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Mühendislik Fakültesi

İşletme Fakültesi

Veteriner Fakültesi

Siyasal Bilgiler Fakültesi

İletişim Fakültesi

Su Ürünleri Fakültesi

İlahiyat Fakültesi

Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi

YÜKSEKOKULLAR

Adalet Meslek YO

Bakırköy Sağlık YO

Beden Eğitimi ve Spor YO

Devlet Konservatuarı

Florence Nightingale Hemşirelik YO

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon YO

Ormancılık Meslek YO

Sağlık Hizmetleri Meslek YO

Sapanca Su Ürünleri Meslek YO

Sosyal Bilimler Meslek YO

Teknik Bilimler Meslek YO

Ulaştırma ve Lojistik YO

Veteriner Fakültesi Meslek YO

ENSTİTÜLER

Adli Tıp Enstitüsü

****** İlkeleri ve İnkılap Tarihi E.

Avrasya Enstitüsü

Çocuk Sağlığı Enstitüsü

Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü

Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği E.

Fen Bilimleri Enstitüsü

İşletme İktisadı Enstitüsü

Kardiyoloji Enstitüsü

Muhasebe Enstitüsü

Nörolojik Bilimler Enstitüsü

Onkoloji Enstitüsü

Sağlık Bilimleri Enstitüsü

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü

REKTÖRLÜĞE BAĞLI MERKEZLER

Avrupa Topluluğu Uygulama ve Araştırma Merkezi

Behçet Hastalığı Uygulama ve Araştırma Merkezi

Bilgisayar Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi

Biyoteknoloji ve Genetik Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi

Dericilik Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Merkezi

Doğal Zenginlikleri Araştırma ve Uygulama Merkezi

Geleneksel İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi

Hepatopankreatobiliyer Sistem Hastalıkları Uygulama ve Araştırma Merkezi

İnsan Hakları ve Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi

İstanbul Üniversitesi Dil Merkezi

Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi

Kimsesiz Çocukları Araştırma ve Uygulama Merkezi

Moleküler Onkoloji ve Hematopatoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi

Özürlüler Araştırma ve Uygulama Merkezi

Prenetal Tanı Uygulama ve Araştırma Merkezi

Sermaye Piyasaları Araştırma ve Uygulama Merkezi

Stratejik Araştırmalar Merkezi

Sürekli Tıp Eğitimi Araştırma ve Uygulama Merkezi

Toplum Hekimliği Uygulama ve Araştırma Merkezi

FAKÜLTELERE BAĞLI MERKEZLER





İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ'NE BAĞLI MERKEZLER

Lepra ve Zührevi Hastalıklar Araştırma ve Uygulama Merkezi

Mikroorganizma Kültür Kolleksiyonları Araştırma ve Uyg. Merkezi

CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ'NE BAĞLI MERKEZLER

Kan Nakli Merkezi

HUKUK FAKÜLTESİ'NE BAĞLI MERKEZLER

Avrupa Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi

Ceza Hukuku ve Kriminoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi

İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Araştırma ve UygulamaMerkezi

Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Münasebetler Araştırma ve Uygulama Merkezi

Mukayeseli Hukuk Araştırma ve Uygulama Merkezi

Ord.Prof.Dr.Sıddık Sami Onar İdare Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi

EDEBİYAT FAKÜLTESİ'NE BAĞLI MERKEZLER

Antalya Bölgesi Arkeoloji ve Araştırma Merkezi

Güney Doğu Avrupa Araştırmaları Merkezi

İslam Araştırmaları Merkezi

Sanat Tarihi Araştırma Merkezi

Sosyoloji Araştırma Merkezi

Şarkiyat Araştırma Merkezi

Tarih Araştırmaları Merkezi

Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi

İKTİSAT FAKÜLTESİ'NE BAĞLI MERKEZLER

Bankacılık Araştırma Merkezi

İktisadi Coğrafya ve Turizm Araştırma Merkezi

İktisadi Gelişme ve Dökümantasyon Merkezi

İnsan Kaynakları ve Yönetimi Araştırma Merkezi

(Çalışma ve Endüstri İlişkileri Araştırma Merkezi)

İstatistik Araştırma Merkezi

İşletme Yönetimi ve Muhasebe Araştırma Merkezi

Maliye Araştırma Merkezi

Metedoloji ve Sosyoloji Araştırma Merkezi

ORSAK(Orta Asya Ekonomik İşbirliği Ülkeleri Uyg.ve Araş.Mer.)

Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Araştırma Merkezi

Türk İktisat ve İçtimaiyat Tarihi Araştırma Merkezi

Türkiye Avrupa ve Ortadoğu Ekonomik İlişkiler Araştırma Merkezi

İŞLETME FAKÜLTESİ'NE BAĞLI MERKEZLER

Davranış Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi

Devlet İşletmeciliği Araştırma ve Uygulama Merkezi

Finans ve Finansal Kurumlar Yönetimi Araştırma ve Uyg. Merkezi

İstatistik Demografi ve İşletme Ekonomisi Araştırma ve Uyg. Merkezi

Pazarlama Araştırma ve Uygulama Merkezi

Personel Yönetimi ve Endüstri İlişkileri Araştırma ve Uyg. Merkezi

Üretim Yönetimi Araştırma ve Uygulama Merkezi
Yönetim ve Organizasyon Araştırma ve Uygulama Merkezi

Yerleşim


İstanbul Üniversitesi, İstanbul'un çeşitli semtlerinde bulunan dokuz
kampüsünde 17 fakültesi ve 12 yüksekokulu ile çok çeşitli alanlarda
eğitim-öğretim vermektedir. Kuruluşunun ilk yıllarında Beyazıt ve
çevresinde tarihi bir doku içindeki binalarda eğitim-öğretim yapan
İstanbul Üniversitesi zamanla İstanbul'un çeşitli yerleşim yerlerine
yayılmıştır. Bugün Rektörlük ile Rektörlüğe bağlı idari birimler ve
üniversitenin çeşitli fakülte ve yüksekokulları Beyazıt, Laleli,
Saraçhane ve Vezneciler'de yer almaktadır. Cerrahpaşa ve Çapa
semtlerinde iki büyük tıp fakültesi bulunan İstanbul Üniversitesi'nin
Bakırköy, Şişli ve Kadıköy gibi kentin çeşitli yerleşim merkezlerinde de
kampüsleri vardır. İki büyük kampüsü ise kente yaklaşık 25 km.
uzaklıktaki Avcılar ve Bahçeköy'dedir. Ayrıca Silivri, Sapanca,
Gökçeada, Van, Antalya gibi Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde eğitim ve
araştırma destek birimleri vardır.


Kütüphane


Bilim tarihçileri İstanbul Üniversitesi' nin başlangıcını Fatih
Sultan Mehmet'in 15. yüzyılın ikinci yarısında kurdurttuğu medreseye
dayandırır. İ.Ü. Merkez Kütüphanesinin dermesi de 15. yüzyıldan kalma
Türkçe ve yabancı dilli yazmaları da içerir. Yirminci yüzyılın ilk
çeyreğinde, ağırlıklı olarak yazma ve eski harfli Türkçe basma
eserlerden oluşan dermesi, 1928 harf devriminden sonra, yeni Türk
alfabesiyle basılmış eserlerle zenginleşmeyi sürdürmüş, Basma Yazy ve
Resimleri Derleme Kanunu (1934) kapsamına alınınca da, Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'nin sınırları içinde basılan eserleri toplamaya
başlamıştır. Dermesiyle yüzyılları, dilleri ve yazıları birbirine
eklemeyi beceren en eski ve en büyük üniversite kütüphanemizdir.


Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin kuruluşu (23 Nisan 1920) ve
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanını (29 Ekim 1923) izleyen yıllarda
Darülfünun Kütüphanesi adını taşıyan bu kütüphane, 1933 yılında
gerçekleşen üniversite reformuyla İstanbul Üniversitesi Merkez
Kütüphanesi adını almıştır. İlk yöneticisi Hasan Fehmi Ethem Karatay,
yurt dışında kütüphanecilik yüksek lisans öğrenimi görmüş bir mimardır.


1982 yılında yürürlüğe giren 2547 sayili Yüksek Ögretim Kanunuyla,
Ystanbul Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı
adıyla, Istanbul Üniversitesi'nin fakülte, bölüm, enstitü ve araştırma
merkezleri kütüphaneleriyle birlikte çalışmaya başlamıştır. Türkiye'nin
öteki üniversite kütüphanelerine göre, otomasyona geçiçi daha geç ve
yavaş olmaktadır ama, eski ve yeni binalarında ulusal ve uluslararası
düzeydeki kullanıcılarına verdiği hizmetler, nicelik olarak yüksek
sayıda; nitelik olarak da çağdaştır. Bu çağdaşlaşmada son yedi yılın
getirdiği yenilikler ağırlıktadır. Onun kurduğu katalog sistemi,
geliştirilerek bugün de yaşamaktadır.









































Aşağıdaki resim küçültülmüştür. Buraya tıklayarak büyütebilirsiniz. Resmin orijinal boyutları 1500x915.































Aşağıdaki resim küçültülmüştür. Buraya tıklayarak büyütebilirsiniz. Resmin orijinal boyutları 1104x804.
avatar
Leonidas*
Admin
Admin

Kişisel İleti : netinkurdu
Mesaj Sayısı : 151
Rep Gücü : 1062792
Rep Puanı : 4
Doğum tarihi : 25/01/92
Kayıt tarihi : 24/04/12
Yaş : 25
Nerden : İstanbul
İş/Hobiler : Futbol
Takımım : Trabzon

http://netinkurdu.mutluforums.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İstanbul Üniversitesi Tanıtımı

Mesaj tarafından HeLioSs Bir Cuma Mayıs 18, 2012 2:59 pm

Teşekkürler.
avatar
HeLioSs
Özel Üye
Özel Üye

Mesaj Sayısı : 154
Rep Gücü : 552699
Rep Puanı : 4
Doğum tarihi : 14/05/95
Kayıt tarihi : 15/05/12
Yaş : 22
Takımım : Galatasaray

http://www.netinkurdu.mutluforums.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz